dosya : bim
üç harfli marketler... aslında konu bim ile başlıyor. biraz geçmişe gidiyorum. bakkalar, bildiğimiz hipermarketler falan. benim için ulaşılması zor olan ürünler vardı mesela çocukken. bir bakkalda bir şeyin fiyatı, hep yüksekti mesela. bugünün para değerinden bağımsız, o günün para değeri ve bir çocuk için yine de ulaşması zordu. sonra hipermarketler, bizim orada real ve carrefour vardı. yine yüksek fiyatlar ama daha alınabilir şeyler. gerçi bir çocuk olarak tek başına gidemeyeceğin yerler. yanında biri varken de bir şey alırken özgürlüğünün kısıtlı olduğu yerler. real'de annemle profiterol yediğimiz zamanlar vardı ama bu başka bir hikaye tabii ki.
sonra bim'i keşfettim. gözle görülür biçimde, daha az paraya daha çok şey almak. garip bir düzen, ancak her şey ucuz. böyle bir sürü şey alabiliyorsun, popüler olan yiyeceklerden, markalardan daha kalitesiz işler var. elbette bu tat olarak hemen fark edilebiliyor. ancak normal şartlarda ulaşamadığın şeyleri alabiliyorsun. benim için bim'e gitmek farklı bir olaydı. evimden tam on beş dakika sürerdi bim'e doğru yürümek. eğer param varsa, yani çok az param bile varsa gidip bir şeyler alabiliyordum. mesela hamburger yemeği çok severdim. bayramlarda harçlık toplayınca, o paralarla gidip hamburger yerdim. buna ulaşmak zor bir şeydi benim için. sürekli tekrar etmezdi. bim'de ise bu hala satılan tavuk burger etleri vardı ve tabi hamburger ekmekleri. yani bayramda yiyeceğim tek bir hamburgerin parasının çeyreğine altı tane hamburger yiyebiliyordum. o zamanlar yediğim şeyin et-tavuk ayrımını yapamıyordum ama tatminlik desen zirveydi kesinlikle. müthiş bir keyif alıyordum o sekanslardan. ayrıca ucuz ama bir çocuğun yiyebileceği abur cubur ihtiyacını da bazen görebiliyordun. çok bir para arttırmana gerek yoktu.
bir başka yanı da okul alışverişi işi. okullar açılmadan önce bim'e gelecek şeyler. her şeyden alabilmen falan bunlar çok başka hislerdi. yani gelen her üründen alabiliyordun ve işine yarasın yaramasın sahip olabiliyordun. çok heyecanlanırdım eylül ayında bu yüzden. bazen bir ayakkabı, bazen bir bere. aktüel ürünlerin peşinde koşardın. o haftalık kataloglarda hangi ürünlerin olacağı heyecanı bile başkaydı. mesela fas'a açtıkları şubeleri hatırlıyorum. çok büyümesin, bozulmasın şeklinde hisler beslenecek bir olaydı. elbette bir sınıf farkına yol açardı, sonuçta yapılabilecek en kötü tercihti buradan hayatını sürdürmek. yani bu kadar övsem de, küçükken bir zengin olma kriteri olarak; "bim'den alışveriş yapmamayı, markalı ürünler alabilmeyi" ön plana koyardım.
sonra zaman değişti. rakipleri türedi, herkes pazara girmeye çalıştı. başarısız olanlar oldu, başarısız olmasına rağmen işleri zorlayanlar oldu. şimdi her sokakta görüyorsun bir tane, o küçükken on beş dakika yürüyerek gittiğin yer olmaktan çıktı. hatta bir yerden sonra, üç bilinen market de aynı fiyatları uygulamaya başladılar. hepsinin kendi dandik markaları, ve satmak istedikleri markalar oldu. büyü resmen bozuldu. rekabet bazen de böyle bir şeydir, piyasayı kızıştırmak ve iyiye ulaşmak için olduğu zannedilir. mesela amerika gibi bir yerde işe yarayabilir ancak türkiye'de bu formül işlemedi. herkes pastanın farkındaydı ve buna göre ortak hareket ettiler. bir fırsatçılık varsa onlar da yaptı. günün sonunda hepsinin kar edeceği formül bulundu. şimdi kalite daha da düştü, fiyat normale daha yaklaştı. bir anlamı kalmadı. bir büyüsü kalmadı. artık herkesin gittiği yer oldu. sınıf farkı ezdi çiğnendi.
bugün geriye baktığımda, zengin olma kriterim de paramparça oldu. önemli olan, istediğini istediğin an alabilmek oldu. bir numarası kalmadı farklılığın, çünkü zaman geçtikçe herkes aynı olur. pik noktasını birileri belirler ve ulaşılır. bizim jenerasyon için başta çok şanslı başlayan ama sonu pek vahim olan bir süreç oldu. belki de sağlığımızla oynanıyor, yaşam şartlarımız düşüyor. bir şeye sahip olabilmek için yine hesap kitap işlerine bırakılıyor beyin.
elbette o yediğim altılı burgeri de, okul alışverişlerini de, abur cuburları da unutmuyorum. herkesin aksine ben le cola sevmezdim. anlamsız bir projeydi, asla bir kola olamazdı. hala devam etmesi çılgınlık. bir zamanlar ortamlarda, süt ürünleri çok övülürdü. peripellası çok kaliteli bulunurdu. şimdi onlardan eser de yoktur mesela. işte bu da aklımda yer etmiş başka bir konuydu işte.
Yorumlar
Yorum Gönder