dosya : zafer emlak
üniversite'ye dönüyoruz. aslında emlakçının ismi; "zafer emlak" bile değildi. "zirve emlak" falan olması. biraz mersinli'nin ağızından duya duya kafama oturan bir söylem. zafer emlak ve zafer amca. ezel'de bir karakter vardır hani; "serdar tezcan" isimli. tanıtım klibinde; "benim adım serdar tezcan dolandırıcılar kralıyım." der. heh işte zafer amca da kendini tanıtmaya dair bir video çekseydi kesinlikle böyle başlardı cümleye. baştan aşağı bir tezgahtan ibaretti.
o gün, tüm gün boyunca ev aramıştık. bir gün evvel başka bir hezimet sebebiyle zaten kafam bozuktu. o gün de, beş kişiden üç kişiye insek çok çok uygun fiyatlı bir ev bulabilirdik. ancak bizim tayfa ihaneti değil, birliği seçmişti. hal böyle olunca da akşama kadar olan dolaşmalar, bol bol ayak ağrısı ve hüsran ile bitmekteydi. yani bitiyordu. bulvar'ın sonuna geldiğimizde, artık otobüse binip yurda döneceğimiz anda sokak arasından bu emlakçıyı fark ettim. o saatte açık olması bile bir mucize olabilirdi.
daldık içeri beş kişi. durumu anlattık. insanların bizi neden reddetiğini anlattık. içimizdeki arkadaşların taleplerini anlattık. zafer amca ne dediysek onayladı. belki de hiç dinlemedi bilemiyorum. o gün için dinlediğini ve bize bütün imkanları sunduğunu düşündüm. cümlelerimiz henüz bitmişken, bize tam anlamıyla uygun bir evden bahsetti. nasıl olabilirdi yani böyle bir şey? hani birden bire; "umarız çok uzakta değildir, yarın da görürüz." diye düşünürken, o an göstermeyi teklif etti. meğersem ev binanın beşinci katıymış. o merdivenler biraz dar ve zordu ne yalan söyleyeyim. evi ilk gördüğümüzde hiç de anlattığı gibi bir manzara yoktu. zaten eşyalı denilen bir evde hiçbir eşya olmaması durumu özetliyordu. zafer amca ise kendinden emindi; "şu an için eşya yok amcam.." demişti. "amcam" lafı. adamın sihirli değneği gibi, samimi olmadığını biliyorsun ama günün sonunda inanıyorsun.
fiyat nispeten uygundu. oturduk tartıştık. başka kabul eden bir ev yoktu bizi zaten. işlek cadde, altımızda da öğrenciler. ev sahibi yurtdışında, karışan eden yok. hani oturup tamam dediğimiz anda, gecenin o saatinde eve yatakların gelmesi de ayrı bir olay oldu zaten. ev o günü takriben 6 gün boyunca eşyalı hale geldi resmen. her gün bir parça tamamlandı. her gün bekliyorduk; "acaba bugün hangi eşya gelecek?" diye. zafer amca, komisyonunu direkt olarak aldı bizden. evin eşyalı hale gelmesi için de üç aylık peşin kira istedi ama acelesi bile yoktu bunun için. adam evi olabilecek en ikinci hatta üçüncü el olarak dizdi.
daha sonra bir telefon geldi yurtdışındaki ev sahibinden. evde sıfır eşyalar var zannediyormuş. aksini söyleyince, zafer amca'ya hesap sormuş. o da hem orayı, hem de bizi manipüle ederek çözmüştü bu işi. hatta evimize gelen eşyaları da beşinci kata biz çıkarmıştık. hamal parası da cepte kaldı. ev sahibinden zaten eşyalar için bir para almış meğersem.
daha da sonra evde inanılmaz problemler ortaya çıktı. benim çatı rutubetten mahvoldu. odalardan biri durduk yere dumanaltı oldu. mutfağın tavanındaki beyaz süsler düştü bir gün. mutfak tezgahı düştü. klozet çatladı. hatta gider her hafta tıkanıyordu. biz mağdur oluyorduk ama zafer amca hallediyordu yani kendine göre. uzun süre bekletse bile hallettiğinde kahraman havalarına giriyordu. yine de rezilliklere rağmen kötü de anamıyorum o seneyi.
gün geldi evden çıkacağımız zaman da, daha biz içindeyken başkalarına göstermeye başlamıştı. evi anlatırken gülmekten ağlıyordum içten içe. benim odaya sokmazdı mesela kişisel alan falan derdi. ancak tavan zaten rezil haldeydi. ilginç bir adamdı. kocaman bir seneyi, bolca vaat, bolca amcam ve hallederizlere ayırdı. günün sonunda parasını da aldı.
bu da aklıma gelen başka bir şeydi galiba...
Yorumlar
Yorum Gönder