dosya : çekirdek

     aklıma gelir gelmez dudaklarım kurudu cidden ya.. bir dönem o bol tuzlu çekirdekleri her akşam tüketirdim. daha çocuksal dönemlerde tabi ki, her ne kadar tuzlu bulsan da içindeki o "çekirdek içi" dediğimiz şey baskılıyordu tadını. mesela bir paket açılırsa o paket bitmeden asla durmazdım. paket bittiğinde, yeni bir paket almaya da gerek duymazdım. sanki bir paket çekirdek her şeyin özeti gibi gelirdi. yanında da çay mesela. televizyon karşısında o dönem hangi dizi varsa artık.

    sonra büyüdüm akıllandım. tuzsuz siyah çekirdek fetişi oldum. gerçekten eşsiz bir şey. hala elime geçerse affetmem ama işte delirmemek için uzak duruyorum. yoksa paket paket alabileceğim bir şey o tuzsuz siyah çekirdek. bu üç harfli marketlerde kocaman paketleri olurdu alırdım üniversitede, sonra da tabletten türk dizisi izlerdim. kafayı yiyene kadar izlerdim gerçekten ve paket paket tüketirdim. birkaç gün evvel dolapta bir paket, hem de en sevdiğim şekilde çekirdek bulunca aklıma hemen bu geldi. 

    mesela kabak çekirdeğini hiç çitlemeden yerim. aslında ilk başlarda biraz çitlerim ama sıkılırım. sonra avuç avuç direkt ağzıma atarım. kabuğu umarım faydalıdır. aslında kabak çekirdeğine bayılmam da işte denk geldiğinde yiyoruz. ayırca içinden çıkanın yeşil tonu çok güzel bence. normal çekirdekte bu kabukla yeme işi sökmez ama, balık kılçığı gibi boğaza batabilir. sanki parçalara ayrılınca keskin iğneler çıkıyor içinden gibi. 

    eskiden teyzemlerin yazlığına giderken yolda ayçiçeği tarlaları görürdük. babam karaktersiz bir hırsız olduğu için kenara çeker hemen koparırdı bir iki tane. yalan söylemeyeceğim bu hırsızlık benim de hoşuma giderdi. kendi imkanlarımla bir tane de ben koparırdım. içi çekirdek dolu kocaman bir çiçek. sonra o çekirdekleri tek tek ayıklayıp yeme işi. sanki rüyada gibi hissederdim. yani kuruması bilmem ne olması gerekirmiş de banane. gayet mükemmeldi yani o çiçeğin içinden şıp şıp koparıp çıtlatma işi. tabi çaldıklarım için sahiplerinden özür diliyorum. küçücük bir velettim. şimdiki aklım olsa çalsam bile bir yere bir şey iliştirirdim. işte ne bileceksin başındaki öküz sana bunun kötü bir şey olduğunu öğretmiyor ki. göre göre sen de normal bir şey yaptığını düşünüyorsun. 

    nazilli'de bir park vardı. genişçe böyle... genelde öğrenciler takılırdı. çok fazla yaşayamadığımdan olsa gerek, çok hoşuma giden bir olay vardı. bazen kalabalık arkadaş grubu denk geldiğinde o çimlere otururp yere gazete serip çekirdek çitlerdik. böyle tam kıvamında bir serinlik oluşurdu yüzlerimizde. çok samimi ve güzel ortamlardı. etrafta gördüğün herkes aynı şeyi yapardı bir de tabi. o olay çok hoşuma gitmişti yani. tam kalkacakken şıp şıp gidip yeni çekirdek alıyordum biraz daha oturalım diye. tabi kimse duramıyordu. çok az yaşayabildim bu aktiviteyi, bir yerden sonra da yaşayamadım hiç. 

    çekirdek içi piyasaya çıktığında hemen denemiştim. böyle minnak bir paket ama aslında kocaman paketleri çitleye çitleye elde edeceğimiz çekirdek içi sayısı kadar olurdu. görmemiş gibi ağzıma dikmiştim de çok yavan gelmişti ya. gerçekten de yavaş yavaş, o çitleye çitleye yeme işi bunun esas sırrı. ben çekirdek çitleyince ağzımda biriktirmeye bayılan biriyim ama en fazla 30 tane falan biriktirebilirdim. sayısını bilmediğim kadar şeyi ağzıma atınca pek hoş gelmemişti. dedim ya olay çitlemekte kesinlikle.

    çekirdek diyince aklıma mandalina geldi mesela. çekirdekli mandalinadan nefret ediyorum ama hayat bir yerde karşıma çıkarıyor. hayır ya soyar soymaz şak şak diye ağzıma atmalıyım ben o mandalinayı. çekirdeklisine gelince o refleksle ağzına atıyorsun ve tak. hadi bilinçli olduğunu düşün bu sefer de manasız bir sabırlı yeme işi. çekirdekli mandalinadan hep kaçarım. buna ek olarak üzüm işinde de aynı kıvamdayız. arkadaşım bunların çekirdeksizi mümkünse, neden çekirdekli olanlar piyasada dolaşıyor. neyin peşindesiniz gerçekten? zaten içinde o minnak sarı çekirdekler olan çoğu şeyden de nefret ederim.. işte hayatın iki yüzü bu olsa gerek. bir kelimenin bir anlamına çok aşıkken, bir başka anlamına çok uzağımdır. ama ben yine de annemin dizine yatıp bi ağzımda çekirdek, bir elimde de çay olan günleri feci özledim. ne yaparsam yapayım hiçbir yönüyle aynı hissi yaşayamayacağım günler olarak kalacak. 

    bu da aklımdaki başka bir meseleydi işte...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dosya : stuart little 2

dosya : aygün abi

dosya : kaan tangöze