dosya : eurovision
en niş hobilerimden birisi. senede bir kez olup bitiyor ve öbür seneyi bekliyorsun. ben çok küçüklükten beri biliyorum eurovision'u. avrupa ülkeleri, katılımcılar hepsi bir şarkıyla katılıyor sonra herkes birbirini puanlıyor ve en çok puan alan kazanıyor. öbür sene de kazanan ülkede düzenleniyor. aslında inanılmaz güzel bir organizasyon. türkiye'nin katıldığı dönemlerde, bizim ülkemiz için de önemli bir şeydi zaten. hatta fazla milliyetçilik ile takip edilirdi. sonra ahlaksızlık dediler, günah dediler kayboldu gitti hayatımızdan. ülkede popülaritesi de azaldı. ben hala takipteyim ama, her sene aynı zevkle.
2003'de sertab'ın kazanmasını hayal meyal hatırlıyorum. herkes sertab över ama o şarkının mucidi demir demirkıran ağabeydir. her zaman ona veririm övgüyü. kendisi sertab hanımın kariyerinde de önemlidir diye düşünüyorum. şimdi ayrıldılar adam lise aşkıyla evlendi ama o başka bir konu tabi ki. sertab erener'i de çok severim tabi ki. çok özel bir kadın. bu sene yani 21 sene sonra o sahneye tekrar çıktığında baya hoşuma gitti, yine de demir hocaya da selam çakılmalıydı diye düşünüyorum.
sonra her sene katılıyoruz ve kazanamıyoruz. mesela 2010 muhabbetini hala sürdüren bir tayfa var. neymiş efendim manga'nın hakkıymış da eşitsizlik yapılmış blah blah. evet manga çok iyi bir şarkıyla gelmişti, mtv ema'yı da almıştı o sene derin bir hype vardı. ancak yarışmayı kazanan almanya'nın şarkıcısı gerek performans gerekse özgünlük olarak fersah fersah ötedeydi. bunu hala kabullenemeyen insanlara, bunun bir müzik yarışması olduğunu anlatmakla geçiyor yıllar. hala daha takip eden insanlar her sene azerbaycan'nın saçma sapan şarkılarını beğenmeye devam ediyorlar ülkemizde. oradan buradan alıntı sipariş şarkıların çok iyi olduğunu falan düşünüyorlar. abicim izlemeyin ya, bu yarışma müzik yarışması. bir ülkeyi otomatik desteklemek yerine, şarkısı güzel olan ülkeyi desteklemek gerekiyor. ki işin özü, formatında da kendi ülkene oy veremiyordun ya hani. beğendiğin şarkılar/ülkeler olacak nihayetinde. işte bu yüzden ben bu ülkedeki eurovision fanları ile bir şey paylaşamıyorum. çok tekdüze zevkleri ve değiştiremedikleri huyları var. bazen de bu yüzden katılmamak iyi bir fikirmiş gibi gelebiliyor.
katılamadığımız senelerden sonra da takip ettim. her sene bir favorit şarkım oldu ve hiç kazanamadı ahaha. kazanamayacak şarkıları iyi seçerim yani. ya da zevksizim bilmiyorum. gerçi 2024 özelinde en beğendiğim şarkılardan birisi kazandı ama o kadarı da olsundu. adam çok özgün iş çıkartmıştı ve bütün performans boyunca aktifti. buraya katılan bazı sanatçılar, şarkıların yüzde 60-70'ini vokalistlere bırakabiliyor. biraz tatsız bir olay.
benim eurovision maceram, aslında yılın başlamasıyla başlıyor. her ülkenin kendi içerisindeki ulusal seçimlerini izlemekle başlarım. öncelikle oralarda favorilerimi seçerim. en meşhuru mesela isveç'in yaptığı; "melodifestivalen" dir. sanki kendi çapında bir eurovision gibi yaşarlar bunu. çok kaliteli parçalar çıkar. onun dışında norveç, danimarka, portekiz, hırvatistan, hele hele italya harika yaparlar bu işi. evet italya'nın da bir; "san remo festivali" vardır. adamlar bildiğin kendi içlerinde bir festivalle seçerler kimin katılacağını. yani olayı daha en başından, katılımcı olmak için aday olanlardan takip etmeye başlamak çok zevklidir. bu bir nevi farklı kültürleri de tanımak oluyor. bir ülkenin, kendi içerisinde ne sevebileceğini görmüş oluyorsun. hangi tarzın revaçta olabileceğini görüyorsun. eh kendi çapında bir community de olunca, çok farklı kafada insanlarla ortak bir noktan oluyor.
üniversitede hazırlık okurken, bir sunumumu eurovisiondan ilham alarak yapmıştım. yani gerçekten canlı kanlı izlediğim bir şeyi anlatmıştım. çok tatlı bir hikayeydi bence. onun dışında her sene yavaş yavaş biriken şarkıları tekrar tekrar dinleyip ait olduğum şarkıyı seçerim. sonra bahislere bakarım, eurovision için hiç bahis yapmadım ama o bahisler genel eğilimi gösterir. yani avrupa'nın gözünde hangi şarkının daha popüler olduğu, hangi şarkının kazanma ihtimali olduğu hakkında fikir verir. beğendiğim şarkıları üstlerde görünce bi sevinirim; "ne kadar zevkli adamım" derim. yine de her yarışma sevdiklerimin yarı finallerde elenmesine de alışkınım. çok şarkı kurban ettik bu yolda.
bazen sonuçlar siyasi oluyor. ona da çok kuruluyorum. keşke saf şarkılar-şovlar-ses üzerine kurulu bir şey olsaydı. ancak politika politikadır. bazen çok sevdiğim şarkıların politika uğruna harcanıp kazanamaması kırıcı oluyor. yine de spotify'daki "eurovision boi" listemde en sevdiğim şarkıları biriktiriyorum. aslında normalde de biriktiriyorum ama bunu daha somut şekilde yapmak istedim. zaten bende bir aizheimer korkusu mu başladı ne oldu çözemedim. anıları bir yerde biriktirme isteği dehşet baskın geliyor.
bir gün eurovision'a gitmek isterim. aslında katılımcı olarak da gitmek isterim ama bu her ülkenin sanatçılarının ve ekibinin oturduğu bir "green room" var. orada işte takılan bi ekip oluyor, şampanya içiyorlar. kamera çekince de bayrak sallayıp selam veriyorlar. o şekil bir pozisyonda olmak isterdim. o da mümkün değilse de, eurovision köyü diye bir kavram var. neticede bir festival gibi bu iş, o sene düzenleyen ülkeye gelip takılıyorsun. o şekil bir macera da olur yani. önemli olan ölmeden, formatını sonsuza kadar değiştirmeden bir kez de olsa bulunmak. çünkü çok özel bir paylaşım bence. benim gibi farklı kültürleri de bilmek isteyen birisi için eşsiz bir tat. keza her sene yeni yeni şarkılar öğrenince de kendini iyi hissediyorsun. eurovision ile ilgili kötü anım yok, sadece sevdiğim şarkıların kazanamadığı zaman girdiğim tripler var. onun dışında hep iyi gelmiş bir şeydi bu bana. çevremde istediğim gibi paylaşabileceğim çok kişi olmadı, hatırım için katlandılar ama benim kadar meraklı olmadılar. ilgi alanlarıma çok özen gösteriyorum, bazı konularda kendim gibi tiplere ihtiyaç olabiliyor. çünkü sevdiğimiz şeyler çok fazla kendi kendimize konuşulunca fazla gelebiliyor bir yerden sonra.
eurovision işi güzeldir. ömrüm yettiğince takip edeceğime bildiğim bir şey. umarım bizim ülke bir süre daha katılmaz. iyi böyle avrupa'yı kendi halinde izlemek. bu da aklımdaki başka bir konuydu işte.
Yorumlar
Yorum Gönder