dosya : gbt
aslında başlık dümdüz; "gbt" ama artık "chatgpt" dalgası çıktığı için karışmasın diye uzun halini yazdım. mesele dümdüz, polis tarafından yapılan gbt işlemi... bundan muzdarip durumdayım çünkü inanılmaz bir hale geldi iş...
aslında nazilli'de hiç denk gelmedim ama ne zaman ki, mezun olup kocaeli'ye döndüm orada başladı bu furya. her üç dışarı çıkışımın ikisinde gbt soruyorlar. bu bana kafayı yedirtecek. suçlu bir tipim mi var? hani ne gösteriyorum da, polis memurları değişiyor ama bana yapılan muamele değişmiyor..
daha bu gece, şöyle bir turlamaya çıktım. yanımdan geçen polis arabası geri geri gelerek yanımda durdu ve gbt sordu. ulan yürüyorum sadece, hani ne çekti dikkatinizi? durduk yere triplere sokuyorlar beni, her seferinde ayrı moda giriyorum; "ulan acaba bir şey mi var?" diye. kocaeli'deki sahil günlerimde zaten istinasız her gün soruyorlardı. yani tek başıma kamelyada oturmam bir suç göstergesi zaten. hatta aynı herif, haftada iki kez gbt soruyordu bana...hayırdır bir sayı mı var onu mu yetiştiriyorsunuz? "ya daha bir kaç gün önce baktınız, arada suç mu işleyeceğim?" dediğimde kıs kıs gülmüştü.
mesela çeşitli otogarlarda geçtiğim hazin gecelerde bile, kafam yerinde değilken dünyam kararmışken bile bir anda karşımda beliren polis memurunun sorusuyla karşılaşmıştım. bence temiz yüzlü bir arkadaşım. bana yapılan bu muameleyi kınıyorum, ya da gerçekten bu sorgulamaları haklı çıkarmak için bir suç kaydı falan edineyim boşa gidiyor çünkü..
haziran'da adliye'ye gitmem gerekmişti mesela. benim bir el çantam gibi bir şey var, içine muhtelif bir şeyler koyuyorum. her zaman yanımda taşıdığım da çakı-bıçak gibi bir şey var. hani ne olur ne olmaz, etraf tehlikeli sonuçta. yani o gün özelinde onun varlığını bile unutmuştum, adliyede bu x ray cihazından geçerken, hani kafamda da bir sorun olacağı düşüncesi yok. bir an önce işimi halledip gideyim diyorum. bir anda kadın güvenliğin; "bıçak vaaar" bağırışıyla kendimi iki tane polisin altında bulmuştum. o kadar hızlı etkisiz hale getirdiler ki, kilitlendi vücudum. olayın ne olduğunu çözümlemeye çalışıyorum. bıçağı çıkarıp hemen ayaküstü sorguya çektiler. "yok ya dedim valla haberim yok orada olduğundan, unutmuşum falan fistan." tatlı dille sakinleştirdim ama dehşet bir olaydı yani. baya baya suç işliyormuşum. sanki her gün adliyeye gidiyorum nereden bileyim yani. işte bu kadar hassasiyet gösteriyorsunuz madem, malum adliye olayları nasıl yaşanıyor insan merak ediyor yani? ufak bi sistem eleştirisi diyelim...
ayrıca bu şehirlerarası seyahatlerde, yolun ortasında beliren polis çevirmeleri de geriyor beni. bir anda yine muallağa düşüyorum. "acaba bir suçum var mıydı?" diye telaşe oluyorum. ki genelde arka sıralarda oturuyorum, memur bana gelene kadar hani o tek tek milletten kimlikleri toplama sekansında gereksiz bir triplenme yaşıyorum. maşallah her seyahatimde de yaşarım yani bu sorgulamayı. ancak çoğu seferde birini de paket ederler. mesela bir seferinde, nazilli-kocaeli seferi olabilir. bir iki kelam da ettiğim çocuğu, terörden paket etmişlerdi. otobüs hareket ederken, çocuk da polis arabasına yaslatılmış şekilde bekletilirken öylece geçip gitmek garip hissettiriyordu. yani güvenlik zafiyetlerinin olmaması gerekir elbette. yine de insan masum bildiği kendisinin sürekli bir sorgulanma içerisinde olmasını kabul edemiyor. ne zaman dışarı karışsam ve polis görsem bir müdahale işi var.
işin bir de bekçi kısmı var. yeni türedi bunlar da... gece 2-3 gibi mahalle arası sokaklarda yürürken tepene biniyorlar. üstüne bir de; "çok dolanma, evine git." diye ayar veriyorlar da işte orada kuduruyorum. size mi soracam lan kaçta çıkacağımı evden? bu bekçi tayfaya gbt sordurma işini hiç sevmem, istisnasız her denemelerinde de karşılığı veririm. polisin hakkı ama bence bunların hakkı değil yani. baktırsam bile, o herifin moralini bozarım o an. yok öyle mahalle kabadayılığı.. millet parklarda uyuşturucu çeker, sıkıntılı işler yapar. başları belaya girmesin diye ellemezler, ama yolda tek yürüyen adamları görünce kolluk kuvvetcilik oynayasıları gelir. ben bu iki yüzlülüğü sevmiyorum, kendimi de bildiğim için herhangi bir müdahalede kuduruyorum. yani işini iyi yapanlar vardır illa, olmalıdır da. genel izlenim olarak tamamen sınıfta kalınan bir konu, insanların özel bilgilerine böyle sırf yolda gördükleri için ulaşabilmelerini anlamsız buluyorum. polis en azından bir süreçten geçiyor, bunlar da o da yok... biraz daha eleştirirsem bu konuyu yalçın küçük gibi; "polis okumasın kardeşim burayı." diyeceğim herhalde.
yarın bir gün polise veya bekçi tayfaya işim düşerse de gayet yüzsüz bir şekilde taleplerimi iletirim. sonuçta vergilerle dönen bir olay. yine de düşmesin yani, beni de ellemesinler. yoksa polislik güzel meslek, benim şansım olsa ben de olurdum. arka sokakları da severek izlerim yani...
ben kendi sinir olduğum konuyu dile getiriyorum. yoksa varlıkları, yoklukları toplumun güvenliliğini ilgilendirir. herkes işini iyi yapsın. biliyorum ki bir sonraki dışarı çıkmamda da, bir başkasına tc kimliğimi söyleyeceğim gibi duruyor. bu benim kaderim ve bundan kaçamam! yine de selam olsun iyi çocuklara... bu da aklımdaki başka bir meseleydi işte.
Yorumlar
Yorum Gönder