dosya : ısınmak
kış aylarının popüler aktivitesidir. nasıl yaptığın da çok önemlidir tabi ki. bugün biraz üşüyünce, ofise dalar dalmaz klimanın ısısı altında ısınırken buldum kendimi. sanırım bunun hakkında konuşma zamanı da gelmişti.
ısınmak benim için çoğu zaman en başında kalın giyinerek ötelenen bir şeydi. yeterince kalın giyinirsen üşümezsin. hani bazı insanlar vardır evlerinin içinde yine yaz formunda olabilirler. ben ise, havalar bir soğumaya başlasın hemen kat kat giyinirim. hani üşümeye gerek kalmasın ki, ısınmak için bir telaşe oluşmasın. elbette küçüklükten gelen bir alışkanlık. ilk hatırladıklarım bir sobamız olduğu yönündeydi. belirli bir zamana kadar soba ile ilerledi süreç. bodruma inip kömür almalı işler falan. yine de sobayı çok yakmak yerine, kalın giyinmek öncelikti. bir anda kendimi kat kat bulurdum. sonra zaman ilerledikçe, ufo dediğimiz olay girdi evimize. sobadan sıkılmış olmalıyız galiba... bu sefer de elektrik faturası çok gelmesin diye mümkün olduğunca az yakardık. yaşam tek bir odada sürdürülürdü. başka bir odada takıldığın zaman üşürdün çünkü. tabi bizde bir aile ortamı olmadığı için bomboş otururduk.
arkadaşlarımdan doğalgazlı evler duyardım. aman sanırsın çok büyük meziyet. doğalgazı olanlar çok zengin. okulda da petekler sıcak olurdu ama nasıl olurdu bilmiyorum. kazan dairesi muhabbeti vardı galiba. okul sıcak olurdu ya hakkını yemeyelim şimdi, ama eve gelince kat kat giyinme işi başlardı hemen. sonra biz başka bir eve taşındık. bu evde "doğalgaz sobası" vardı. aha bingo biz de zenginiz şimdi! ufo işinden daha iyiydi bu arada. ilk başta eski tip bir şey vardı, sonra ev sahibi güzel bir şey aldı. üstüne falan elleri koyabiliyorduk artık. baya güzeldi o soba ya. biraz daha fazla da yakıyorduk sebebini bilmiyorum, çok gelmiyordu herhalde faturası. bununla bitmedi tabi ki, bir başka oda için de ufo seçeneği açılmıştı. yani arada kaçabiliyorduk o büyük odadan. ders çalışma bahanesi falan fistan. abim kızlarla chatleşirdi ben de kendi kendime takılırdım.
tek yaşamaya başlayınca ufodan devam ettim. öyle tamamen kaloliferli bir evim olmadı yani. babamlar öyle evlere taşındı da, ben yattığım odada yakmazdım denk geldiğimde. kat kat giyinmekten devam... kendi evlerimde de öyle oldu. hani hiçbir zaman ince giyinip, kendimi sıcaklık veren şeye emanet edemedim. mümkün olduğunca yakmazdım. bu cimrilikten değil, tamamen alışkanlıktan gelen bir şey. ısınma eylemini çok severim aslında, bir ateşin başında ya da doğalgaz sobasının -tercihen o delikli ikinci soba- başında ısınmak çok güzeldir. battaniye altında ısınmak daha da güzeldir. bu benim sonbahar ritüelimdir. sonbaharda yazlık kıyafetlerimle o ilk üşümeyi yaşamak ve bir battaniyenin altında ısınmak her zaman favori eylemlerinden birisi oldu. bu sene bunu biraz tatsız deneyimledim, hava bir türlü soğumak bilmedi. biraz fazla öyle alıştırdı beni, ve bir günde felaket soğudu. ben ısınma eylemini gerçekleştiremeden, titrek bir hastalığa girişmiştim.
şimdilerde çalıştığım ofiste bir klima var ve çok güzel ısıtıyor. ben yine de kalın giyinmeyi tercih ediyorum. çok yakarsam yanlış bir şey yapacakmış gibi hissediyorum. keza odama da bir tane elektrikli ısıtıcı verdiler. mesela tam bugün evet bugün, ısıtıcıyı açık unutup uyuyakalmışım. uyandığımda çıtır bir pişmanlık vardı üstümde. evet, bu yazıya kadar olan süreçte de bu pişmanlık etkindi. resmen ben uyurken saatlerce yanmış o ısıtıcı. hiç kimse bana hesabını sormayacak, veya genel görüşe göre bir hata yapmadım. yine de içimde bir pişmanlık var. kendimi kötü hissediyorum uyurken o ısıtıcıyı açık bıraktım diye. mesela bugün, onun diyetini hiç yakmayarak ödeyeceğim kendi kendime. işte diyorum ya alışkanlık. belki de vicdan.
olsun ısınmak güzel şey yine de. soğuk havaların vücutta bıraktığı o tedirginliği, sıcak sıcak gelen dalgalarla tersine çevirmek. burası o kadar soğuk değil. bodrum tamamen bir aldatmaca gibi. yazın adeta insanı pişiriyor. kışın ise yeteri kadar üşütmüyor. bulup da bunamamak lazım tabi ki. başka lokasyonlarda nasıl soğuklar oldğunu biliyorum. bu bir; "keşke daha soğuk olsaydı" isteği değil. sadece hissiyattan bahsedildi.
bir keresinde dışarıda donarak öleceğimi hissetmiştim. zamanını hatırlamıyorum ama çaresiz bir zamandı. üniversitede olabilirim.. nazilli bazenleri dehşet soğuk bir yerdi bu arada hiç aldatmasın egede olduğu yani. eve ulaşmak için önümde bir süre vardı ve yürüyordum. bir yerden sonra dayanacak gücüm kalmamıştı, olduğum yerde düşüp donarak çakılacak gibi hissettim kendimi. her adım çok zordu. her ilerleyiş için ıkınıyordum. son dönemlerde çok dinlediğim şarkı gibi; "gitmez oldu ayakları, var gücüyle koştuğunda.." misali. işte bu sözü gerçek anlamda yaşamıştım. hani evin dış kapısından içeri girilip, merdiven çıkılan süre bile bir fırının içine girmek hissettirdi beni. sürüne sürüne ulaştığım evde ısıtıcıyı fulleyip karşısında çözüldüğüm an bir anlamda çok mutlu olmuştum.
ısınma hissi, bence insan bedeni için özel bir his. öldürücü olmadığı sürece bazen insan üşümeli ve kendini ısıtmalı. bu da yaşamsal bir döngüymüş gibi geliyor. bu işin bir de, mecazi anlamları vardır tabi. mesela herhangi birine ısınmak gibi.. tabi bu başka bir videonun konusu. ben bugün fiziksel olarak ısınmak hakkında ne düşünüyorum onu aktarmak istedim. ısınmaya, kafamın içerisinde çok şey yüklüyorum. selam olsun bütün kareli battaniyelere, polar battaniyelere ve aslında harika bir icat olan alta serdiğimiz elektrikli battaniyelere. multitap'ın; "kareli battaniyem" şarkısına da ayrıca selam olsun tabi. eh günün sonunda bu da aklımdaki başka bir meseleydi işte...
Yorumlar
Yorum Gönder