dosya : trt dizileri

     umarım bunu ilk fark eden benimdir diyeceğim ama zaten bunu yapan kişiler en başında farkında, eh bir kesim de iktidar yanlısı olduğu için herhangi bir projeyi takip etmiyordur. severek izleyenler ve doğru bulanları da çıkarırsak, bu bence favori olabileceğim bir kapışma olabilir. 

    trt'nin diziler üzerinden topluma nasıl algı yaptığından bahsedeceğim. mesela sosyal medyada bir; "gönül dağı mizahı" konusu var. o şekilde irdeleyen insanları gördüm. benim fark ettiğim biraz daha genel ve gerçekten toplumun kökünde verilmeye çalışılan bazı mesajlar. en son bu tabii'deki "gassal" dizisini izledim. fena değildi bence. tek gecede bitirdim yani, farklı bir konu ve farklı bir meziyet var işin içinde. mizah yönünden de klasik trt kıvrılmalarını gördüm. insanları güldürmek ama bildiğimiz şekilde güldürmek. yeni bir şeylerden ziyade, bir köy kahvesinde kalabalığın gülebileceği şeylerle güldürmek. 

    mesela trt dizilerinde, özellikle leyla ile mecnun'dan sonraki dönemde, eğer bir aşk hikayesi varsa bu hemen evlilikle sonuçlanıyor. konsept bir dizi olsa bile, hikayesi tamamen aşktan beslense bile bu dizilerde erkek ve kadın karakter henüz birbirlerini tanımadan evleniyor. bunu yıldırım aşkı diye yorumlayabilirsiniz ama işin gerçeği aslında verilmek istenen mesaj; "bir kadın ve erkek flört-sevgili hatta nişanlı bile çok durulmamalı. bir birliktelik varsa bunun sonu evlenmedir." işte bu yüzdendir ki, birinden hoşlanıyorsan, huyunu suyunu bile bilmeden evlenme teklif edip işi resmiyete döküyorsun. bu aslında son zamanlarda; "nasip" teması altında direkt olarak ciddi ilişki bekleyen tayfanın da hissettiği şey. algı çok güzel işlemiş olabilir diye düşünüyorum. istisnai bir örnek bilecek kadar bir trt dizisi izleyici değilim ama izlediğim tüm dizilerde bu havayı gördüm. 

    mesela kadınların kılık kıyafetlerinde de inanılmaz bir kısıtlama var. mini etek ve dekolte olmamasını anlarım toplumun ahlakı vs. vs. ancak burada işlenen ağır bir başka mesaj daha var. bazen pantolon bile olmuyor, uzun etekler tercih ediliyor. askılı işi çok çok nadirdir. kıyafetler boldur. hatta uzun elbiseler genelde çok tercih edilir. burada da topluma bir yön verme çabası var. şu aralar masumlar apartmanı isimli diziyi izliyorum. saçını maviye boyamış, radyoculuk yapan farah zeynep abdullah oynadığı karakterde hep uzun etekler ve tişört giyiyor. aslında karakter gözüktüğü itibariyle; "çağın dışında, yenilikçi, modern feminist" yine de aile büyüğü olan dedesinin sözünden çıkamıyor. 

    buradan şuna da bağlarız. mesela bir kadının gece dışarı çıkması hep yanlış algılanır. bunun sebebi dışarıdaki tehlikeler olsa evet bir nebze, ama dizilerde gördüğüm şey şuydu; "aile büyüğünden habersiz dışarı çıkmak" yani önemli olan size kızan ve gece dışarı çıktığınızda kızacak bir aile büyüğü portresini incitmemek. sebebi haklı bile olsa, sırf bu detay sebebiyle yalanlar söyleniyor ve o yalanların sonucunda işler daha kötü hal alıyor. bu da diziler üzerinden verilmeye çalışılan başka bir mesaj işte. dışarıda bir karşı cins ile konuşmak hep riskli bir aktivite; "eyvah babam duyar" modundan çıkılamıyor. normal bir sohbet bile baba veya abi figürünün çekincesiyle yanlış yerlere evrilip çekiniliyor. 

    gassal dizisinde de, ahmet kural'ın oynadığı başrol karakteri bir kadın ile olan muhtemel iletişimine; "isteme merasimi" veya "evlilik hakkında sohbet" ile başlıyordu. bu işte bazı şeylerin, bazı insanlara monte edilmesi gibi duruyor. bu işin başında kim varsa sistemi çok güzel kurgulamış. bütün dizilerde benzer mantık var. bu kuralların dışına da çıkılmıyor haliyle. bu dijital platform olsa bile... 

    toplumun ahlaki değerleri veya kültürel geleneklere sahip çıkma anlamında olan işlere bir şey diyemem. ancak bu dizilerde net şekilde bir hayat tarzı için yönlendirme var. böyle trt'nin yayınladığı son on yıllık dizilere bakınca ve bu dediğim şeyin var olduğunu görünce giderek ikna oldum. hani propagandayı da geçtim, direkt olarak bir nesilin aklına yerleşmek gibi bir şey bu. doğru-yanlış kısmını bilemem ama her projede aynı şeyi uygulamak da bir yerden sonra tekrara düşmeyi kılıyor. sounçta diziler hayatı da anlatır. yanlış şeyleri de geçtim askılı bir bluz giymek, birisiyle flört etmek, gece arkadaşlarınla buluşmak, bir kadınla sohbet etmek bunların hepsi hayatın içinde olan şeyler. görmezden gelerek davranmak ve aşırı yanlış göstermek ne kadar doğru bilemiyorum. kadınlara çok kızdığım ettiğim yönler oluyor ama bu ülkede kadınların hayat tarzına ve neyi nasıl yapmaları gerektiğine çok fazla kafa yoran insan var. erkeklerin bunu yapması beklenebilir bir şey, ancak bazı kadınların da bazı kadınlar için karar vermesi işi vahim hale getiriyor. 

    her trt dizisi izlediğimde aklıma gelen bu düşüncelerimi buraya da atmak istedim. bu da aklımdaki başka bir meseleydi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

dosya : stuart little 2

dosya : aygün abi

dosya : kaan tangöze