dosya : yusuf gambo kuna
bu arkadaş ile seneler evvel facebook üzerinde tanıştım. tam olarak neden tanıştığımı hatırlamıyorum ama durumu hatırlıyorum. pek kullanmayı bilmediğim için alakasız yerlere çıkıyordu kapım sürekli. yine bir gün uluslararası bir posta denk geldim. bir sürü yabancı özellikle afrikalılar yorumlar atmıştı. çat pat ingilizcem ile bir şeyler yazıyordum ama konu hakkında pek bir fikrim yoktu. o sırada "yusuf gambo" isimli birisinin yorumuna cevap atmışım.
benim cevap attığım kişi bana cevap yazdı zannediyordum, evet "yusuf gambo" isimli birisi cevap atmış ancak farklı biri. ona da gerçek "yusuf gambo" cevap vermiş. birbirlerini gösteren spiderman görseli gibi bir durum oluşmuştu. yusuf gambo'lara bu karışıklığı söyledim. esas oğlan, bir kısaltma ile cevap verdi. sanırım f word falan da vardı cevapta. ancak diğer yusuf gambo, söylediğim şeyi ciddiye almıştı. "benim adım mustafa, seninkisi de mustafa... o zaman senin adın mustafa kemal olsun." misali adam isminin sonuna "kuna" ekini eklemişti. sırf ben ikisi karıştırmayayım diye, halbuki profil fotoğrafları da farklı yani anlamsız bir şov benimkisi. o gün facebook ismine, sanırım göbek adı veya bir diğer ismi olan bu takıyı ekledi. bugüne kadar da öyle kaldı sanırım. diğer yusuf gambo, senegalli ve biraz rapçi kafasında bir elemandı. kuna ise daha medeni, görece nazik ve ingilizceyi ile kullanan biriydi.
o tartışma o gün kapandı. tartışmanın konusunu bile anlamıyorum. senegalli yusuf gambo ile bir daha denk gelmedim. kuna ağabey onu ekleyip ikili bir sohbet kurmuş ama... neyse benim hikayem şöyle başladı. ben bu isim değişikliği sebebiyle; "thank you mr.gambo. you are very kind man." demiştim. adam da bana uzun bir rica ederim mesajından sonra ekleştik. bana kendinden bahsetti. bu hikayenin bi 15 senesi vardır bu arada. aman tanrım yıllar nasıl geçiyor... efendim kuna ağabey, nijerya'da yaşayan ve hayalperest bir adam. bir takım elbisesi var ve bununla sürekli fotoğraf çekiliyordu. kabuğunu kırmak istiyordu. iyi bir iş ve hayat standartı istiyordu. ayrıca bir de sürekli denk geldiğim manchester united formalı fotoğrafları falan vardı. ben kendi basit hikayemi, gayet kötü bir ingilizce ile anlatırken bile hayran kalırdı. beni çok önemli birisi zannediyordu. adam hayatını eğitime adamış, yaşadığı yere göre çok birikimli biriydi ancak yine de bu yetmiyordu oralar için. günün sonunda kendini yine zor işlerde buluyordu.
senelerce ara ara yazışmalarımız sürdü. her seferinde kendisine; "mr.gambo" olarak yazardım. bana hep bir şeylerden bahsederdi, kafa olarak feci girişimciydi. bir ingiliz hayranlığı, ingiltere'de geçen olaylara takip huyu vardı mesela. hani müslüman türkiye imajı da çok sarmamıştı kendisini. derinden bir kraliçe elizabeth hayranıydı. hayali bir gün londra'da yaşamaktı falan. iyi bir hristiyandı, sürekli incilden örnekler verirdi. her pazar takım elbisesini giyip kiliseye giderdi. bir keresinde benden 50 dolar istemişti ahahaha. aklında bir iş fikri varmış ve yatırımcı arıyormuş. keşke olsaydı da verseydim yani. bari yüklü bişi iste be adam. ne kadar ufak paralara hayaller kurduğunu öyle anlatayım. sonra bir hanımefendi ile aşk yaşadılar evlendiler diye hatırlyorum. bir süredir iletişimimiz yok. ben eski hesabı kapattığım için hiçbir şey yok o dönemden kalan tabi. bu yazıyı yazmadan evvel aklıma geldi baktım. hala aynı resim ama hala aynı aktiflik. iki üniversite bitirmiş, yine kafayı her yere sokuyor. nijerya'da ayakta kalmaya çalışıyor. her şeyin çok zor olduğunu, ancak umut etmeden de ilerleyemeyeceğini söyleyen bu adam en azından gün itibariyle hala internet bağlantısına sahip. belki o zor şartlarda, uğruna zibilyon emek verip sınırlı şeyler elde ettiği dünyasında hala daha kafasındaki fikirleri yazması paylaşması çok güzel. kuna ağabeyi her zaman içten içe takdir etmişimdir.
kendisine sürekli; "ben ırkçı birisi değilim, sizi çok seviyorum" derken aslında ırkçılık yaptığımı fark edemezdim. o ise, böyle şeyleri pek umursamazdı. insanların fikirlerinden ziyade, önemli olanın hayattaki anlam olduğunu falan söylerdi. en son gördüğüm nişanlısı mı eşi mi artık çok güzel kadındı cidden. birlikte verdikleri 32 diş pozlara imrenmiştim. fotoğrafın arka planındaki kuraklık her şeyin özetiydi ama yüzler gülüyordu. bilmiyorum belki beni hatırlamıyordur artık ama iyi bir param olsa, kendisine bir takım elbise hediye etmeyi çok isterdim. ara ara aklıma gelen, can hoca ile dalgasını çıtır geçtiğimiz bir konuydu. can hoca da kendisini eklemiş biraz kızdırmıştı. kuna ağabey bana gösterdiği nezaketin tam tersi yönde kelimeler kullanmıştı can hoca'ya. iyi niyetli adamı da kızdırmamak lazım. elbette biliyoruz ki bir gün yolumuz nijerya'ya düşerse kalacak yerimiz de var. öyle bir adam çünkü.
hiç unutmuyorum, bir keresinde siyahi bir adamla fotoğraf çektirip facebook profil fotoğrafım yapmıştım. kuna ağabey birden belirip; "nice one!" diye yorum çakmıştı. bir yerlerde, kolluyor afrikalı ağabeyleri tabi ki. aslında ona demiştim; "türkiye'de saatçilik falan yapabilirsin. dönüyor böyle işler" diye. "benim için küçük bir hedef olurdu" demişti. adamın kafasında kaçak yollarla bir yere gitmek de yok mesela asla..her zaman bir şeyleri hak ederek yaşamanın derdinde. umarım yaşadığı hayat onun için hep iyi olur. bu da aklımdaki başka bir meseleydi.
Yorumlar
Yorum Gönder