dosya : dizi jenerikleri
televizyonun altın çağında, bir dizinin jeneriği sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda bir kimlikti. bir diziyle ilk temas, onun jeneriğiyle olurdu. 90'lar ve 2000'lerin başlarında, jenerikler bugünkü gibi atlanacak bir kısım değil, bizzat dizinin şanıydı. jenerik, dizinin ruhunu yansıtır, izleyiciye neyle karşı karşıya olduğunu anlatırdı. bazı dizilerde jenerik, dizinin konsepti hakkında ipucu bile verirdi. özel ilgi alanımdır. bir diziyi seviyorsam genelde jeneriğini de severim. tabi bu başlık işi birazcık diziye indirgemiş ama genel olarak yapımların jeneriklerini hep irdelerim. jenerikten kastım da, hani program ilk başladığında oyuncuların isimlerinin yazdığı, yapımda yer alan kişilerin isimlerinin döndüğü intromsu şey.
herkesin aklına kazınan jenerik müzikleri vardır. "deli yürek"in giriş melodisini duyunca hala tüyleri diken diken olanlar var mı? ya da "avrupa yakası"nın enerjik jeneriğini duyar duymaz şarkıyı mırmıldayanlar? bazı jenerikler o kadar etkiliydi ki dizi bittikten sonra bile hafızamda çalışmaya devam etti. mesela gülse birsel dizilerinin jeneriklerini çok severim. son dizisini hiç beğenmesem de, avrupa yakası ve yalan dünya'da gayet kaliteli jenerikler yaratmışlardı. mesela gülse hanım, senaryosunu yazıp kendisine ciddi bir rol vermesine rağmen asla kendini ilk başlarda göstermez. yaşlı oyuncularla başlatır, kendisini de ortada bir yerlere koyar. ne kadar da mütevazi bir hareket öyle(!) "gülse birsel tarzı dizi yapma rehberi" diye bir başlık vardı ekşide. orada bir kişi bu detayı da söylemişti ahaha. hatta sarp apak ve hasibe eren'in isimlerinin çıktığı kısmın tam ortası olarak da belirlemişti. yani gülse birsel dizilerinde jenerik işi böyle yürür. tabi kaliteli jenerikler yapıyordu ona sözüm yok. dizi başladığı anda seyirciye iyi gelen şeyler önemlidir.
gerçi son zamanlarda jeneriksiz diziler fırlamaya başladı. hani direkt bölüm başlıyor, aşağıda oyuncuların ismi normal yazıyla dönmeye başlıyor... bunu beğenmiyor ve katılmıyorum. her bir dizinin jeneriği olmak zorunda!! oynayan oyuncuların ismini zibilyon defa görmeliyim diye düşünüyorum. mesela ezel dizisinin jeneriği çok güzeldi. sadece isimler çıkıyordu ama bunu bir animasyon gösterisi haline getirmişlerdi. keza kuzey güney dizisi için de aynı şey söylenebilir. oyuncuların görüntülerinin olduğu, hatta birden fazla görüntülerinin olduğu jenerikler hoşuma gitse de, böyle animatif işler de fena durmuyor. kurtlar vadisi'nin de ilk versiyonun jeneriği çok güzeldi, o etki biraz müziktendi tabi ki ama daha bölüm başlamadan moda sokuyordu insanı. kavak yelleri'nin jeneriği bir başkaydı, deli gibi özledim sanırım. dağhan kulegeç'e de selam olsun...
bu tarz jeneriklerin müziklerini insanlar çok sever. hatta bir furya vardı, böyleli müzikler telefon zil sesi oluyordu. polifonik melodi üretebilen telefonlarda, notaları uygulayıp o müziği üretenler falan oluyordu. ne deli zamanlardı ya, ne imkanlardan neler yaratma çabası böyle. zerda, aliye, sıla, gibi dizilerin müziklerinin popüleritesini de hatırlıyorum. kıraç ağabey ne müzikler yapardı, zaten dizileri daha ilk bakışta tutturan onun yaptığı müziklerdi. ay yapımın fedaisi toygar ışıklı da kötü müzik üretmez mesela, bazı projeler patlıyor ancak her projede özenli iş yaptığını bilirim.
aslında iyi bir jenerik bir çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşuyor. müzik en başta güzel olmalı, iyi biriyle çalışılmalı. daha sonra gösterilmek istenen şey dizinin havasını vermeli. mesela bir komedi dizisinde daha en başta, komik anları hatırlatacak görüntüler koyularak moda sokulabilir. ya da vurdulu kırdılı bir filmde heyecan arttırıcı unsur veya ortam sesleriyle şekillenebilir..
jeneriklerin sonundaki "ve..." kısmı da aşırı hoşuma gidiyor. bir oyuncu olsaydım öyle bir title isterdim herhalde. hani başrol değil ama önemli birisi dizi için anlamında kullanılıyor, veya direkt yaşlıları koyarken yapıyorlar. ayrıca "ve.. garip kont" versiyonu var o başka bir hikaye.. hah arka sokakların jeneriği de çok güzel bu arada. başlarda insanları gösteriyorlardı, sonradan animasyonlu olarak göstermeye başladılar daha dizi başlarken operasyona başlanıyor hissini veriyor. o konuda da takdir ediyorum.
türk televizyon tarihinde, bazı oyuncular kendi dizilerinin jenerik şarkısını seslendirdi. mesela "ikinci bahar" dizisinin unutulmaz jenerik müziklerinden biri şener şen ve türkan şoray'ın sesleriyle hayat buldu. benzer şekilde "tatlı hayat" dizisinde haluk bilginer'in seslendirdiği jenerik, dizinin eğlenceli ve enerjik yapısını tamamlıyordu.
bir zamanlar iki dakikaya yaklaşan jenerikler varken, şimdi 15-20 saniyelik minimal geçişler tercih ediliyor. çünkü dijital platformlar ve izleyici sabrı, uzun jenerikleri devre dışı bıraktı. ancak eskiden bu süre, dizinin ruhuna girmemiz için bir davetti. artık izleyiciler jenerikleri atlama eğiliminde. netflix, blu tv, disney+ gibi platformlar "intro atla" seçeneğiyle bu alışkanlığı yerleştirdi. ancak nostaljik dizi severler için jenerik, diziye olan bağlılığın bir parçasıdır ve atlanmaz! zaten dijitaldeki diziler daha da kısa oluyor, ne diye giriyorsunuz üç beş saniyenin derdine anlam veremiyorum. o oyuncuların ismi buram buram kafamın içine sokulmalı!
hayatım bir dizi olsaydı, çok güzel bir jenerik fikrim olurdu. toygar ışıklı ağabey ile çalışırdım. ya da birol güven'e bol sıfırlı bir çek yazabilirsem eşi burcu güven bir şarkı patlatırdı bana. ama öyle basit iş değil, derinlemesine bir iş olacak. sonrasında da aynı gülse birsel gibi, dizi benimle alakalı olmasına rağmen gidip de kendimi ortalara falan koyardım. maksat mütevazilik olsun. deli gibi akardı o jenerik kafayı yerdi herkes. sadece bugüne kadar izlediğim sayısız sonsuz -ki izlemediğim dizilerin bile sadece jeneriklerini bilirim genelde- jenerikten öyle bir harman çıkarırdım ki zirveyi temsil ederdi.. zaten benim hayatımın olduğu bir dizi de 10 puandan aşağı düşmezdi reytinglerde...
hafızamda iz bırakan dizileri, sevdiğim-sevmediğim ya da bir yorum getiremediğim işleri jenerikleriyle hatırlayabilmek güzel marifet. bir iki nota duyunca bile kocaman bir oyuncu kadrosunu, uçsuz bucaksız bölümleri ve bazı sahneleri bir anda aklımın içinde canlandırabiliyorum. o yüzden jenerikleri hala daha irdelemeye devam edeceğim.
bu da aklımdaki başka bir meseleydi işte....
Yorumlar
Yorum Gönder