dosya : sopalı
doğduğum hastaneye de yer vermezsem olmazdı. ki zaten oraya zibilyon defa gitmişimdir. derince'deki hastaneye insanların verdiği isimdi sopalı. orada doğmuşum, birçok konuda oraya görünmüşüm. hastaneye giden yolları epey bir aşındırmışım. yani benim için en özel hastane orası oldu bunca senedir. bugün belki bir daha gitmeme şansım bile var, ancak güncel durumda sopalıdır hastane diyince aklıma gelen.
hatırladığım ilk zamanlar, o hastaneye ulaşımımız yürüyerek oluyordu. yani evden çıkıp fıtı fıtı yürüyünce bir yerden sonra hastaneye ulaşıyorduk. annem için, abim için ve kendim için defalarca gittiğimizi hatırlıyorum. elbette acil kısmına da sayısız ziyaretimiz olmuştu. mesela körfez'in de kendi hastanesi var ama asla kıyaslanamaz ikisi bence. körfez'in hastanesi plastik prefabrik gibi bir şey, yani hastaneye geldiğinde pek öyle iyileşecek gibi hissetmiyorsun. sopalı'da ise durum biraz daha farklı, büyük bir kompleks yapıymış gibi karşına çıkıyor. tabi artık günümüzde devasa hastaneler falan var ama benim için önemli olan hatırladığım anılardır.
o acile her geldiğimde aldığım koku karşılardı beni. böyle ilaç kokusu gibi bir şey, sanki yerlere sürekli serum şişeleri düşürmüşler de bu yüzden etraf hep ilaç kokuyormuş gibi... sayısız doktor gidip gelmiştir, ki ben de zaten hiçbir doktoru hatırlamıyorum. hatta hatırladığım tek doktor, ayağımdaki karıncalanmanın sebebini öğrenmek için üç-dört defa kendi kafama göre gittiğim pelin hanım idi. kadına sürekli, ayakta sabit durduğumda ayaklarımın karıncalandığını hissettiğimi ve kaşımak zorunda kaldığımı anlatmıştım. pek ciddiye bile almamıştı, bir takım testler falan yaptırıp göndermişti. kendisine bu konuda çok kırgınım... onun dışında da ismen herhangi bir doktoru hatırlamıyorum. bir doktordan iyi bir hizmet almış mıyımdır? orası da muamma... ama öyle doktorlara sinirlenip de olay çıkaran bir tip değilimdir. sadece bu poliklinik ziyaretlerinde, kaynak yapmak isteyen insanlara çok sinirlenirim. destekleyici kişiler çıkacağını da bildiğim için kaynak deneyen insanlara hopidik tepkimi koyarım. her seferinde de bir yancı bulurum. sonra da bunun ne kadar ayıp bir şey olduğu hakkında birbirimizi gazlar, kaynakçıyı kötüleriz. ben şahıs olarak her zaman kurallara uymaya çalışıyorum. babam tam tersidir mesela, hep bir tanıdık, hep bir torpil arayışı. illa kendisini öncelikli falan yapacak onu kovalar. ben ise eğer randevu aldıysam o saatte girip, hizmetimi alıp uzaklaşmak isterim. sonuçta düzen bu yüzden var, ben kendim düzene uymazsam uymayanları hangi hakla kınayabilirim ki?
ilk evimizden sopalı'ya gitmek için arada bir deremsi yer vardı. daha sonra oralara bir şey yaptılar, doğa yürüyüşü yapılabilinen toprak bir yol oldu orası. çakma piknik alanları falan fistan vardı. dereyi ıslah etmek deniyor sanırım yapılan işe. aslında olumlu bir şeydi ama hem körfez halkı, hem de derince halkı kolay kolay eğitilemeyeceğinden dolayı kısa zamanda perişan hale gelmişti orası. benim hatırladığım bir hatıra bu düzenleme yapılmadan öncesiydi. annemle bir gün sopalı'ya gidiyorduk. epey küçüktüm. deli gibi kar yağmıştı, kar kalınlığı benim yarıma kadar geliyordu. o minnak boyumla o karın içinde yürümek çok zordu. hava o haldeyken annemle yola çıkmıştık, sonra o derenin olduğu kısımlara geldik ama çok ilginç bir şekilde kaybolduk. hatırladığım görüntü her yerin bembeyaz olduğu ve hiçbir şeyin gözükmediği idi. ne tarafa gidersek gidelim bir şey gözükmüyordu. karsız görüntüde öyle bir şey mümkün değildi ama biz kaybolmuştuk resmen. sonra anneme kartopu atmıştım. o da bana atmıştı. karın üstüne oyun oynuyorduk, kaybolduk diye karışan kafası bu oyunla yerini neşeye bırakmıştı. çok gülmüştük gerçekten, koklaya koklaya öptüğünü hatırlıyorum beni. sonra biraz uğraşla o kar birikintisinden çıktık ve hastaneye ulaştık. böyle hatırladığım ilk hatıralardan birisi de olduğu için çok tatlı hissettiriyor. hastanenin kendisini hatırlamakla birlikte, ona nasıl gittiğimi hatırlamak da işin başka yönü.
ateşlendiğimde, kustuğumda, değişik bişiler olduğunda hep o acilde bulurdum kendimi. küçükken çok hastalanırdım. hatta bir keresinde üç hafta hastalandığımı bilirim. okula bile gidememiştim uzun süre... tabi çok über zeki olduğum için pek bir ders kaçırmamıştım ehehe. daha sonra bu hastalıklar günübirliğe bıraktı kendini. yine hastalanıyorum ama hayattan kopmadan yapıyorum. ayrıca bir 24 saat falan sürüyor taş çatlasa. sopalının polikliniklerinde geçen günler vardı mesela. bir şey için gidince, onu takip eden haftalarda da illa gitmen gerekiyordu. kaderin cilvesi midir bilemem ama sopalıda hastanede kalmadım hiç ama.. hastanede kalışlarım hep başka hastanelerde oldu. resmen evime yakın diye, hastaneye bile yatılacak kadar görmüyordum herhalde sopalıyı.
sonrasında taşındık, yürüyerek gidemeyeceğim bir mesafeye geldi hastane. bu sefer de daha yakında yürüyerek gidebileceğim körfez'deki hastane yerine, otobüsle yine sopalı'ya gider oldum. alışkanlık mıdır, takıntı mıdır bilemiyorum. öyle bir özel doktor da yok kafamda, sadece bina sebebiyle sopalı'yı tercih ediyordum. bu yüzden benim için yerinin ayrı olduğunu düşünüyorum. randevu alacaksam ilk sopalı'ya falan bakıyordum...
en son sıkıntılı bir durumda ziyaret ettim. gözlerim çok kötü bir hale gelmişti. yakın zamanda oldu bu olay...bir rahatsızlığım var ama şu anlık bir sıkıntı yaratmıyor. o zaman üzüntüden mi stresten mi kafayı yemekten mi bir sıkıntıya sebep olmuştu, bunun da etkisi olarak göz bebeklerim kan çanağına dönmüştü. bu birkaç gün devam edince acile gitmiştim. biraz kötü bir haldeydim ve serum takmışlardı. o serumu yerken düşündüğüm bir sürü şey arasında, bu hastaneye daha önce gelme sebeplerim vardı. insan her şeyi atlatıyor. o günler için korktuğum sıkıntılar, bugünlerde bir sorun yaratmıyor gibi duruyor. gerçi ilk fırsatta bir baktırmalıyım ama bunun için adresim sopalı olmayacak gibi duruyor...
hayatımın her döneminde bir şekilde gittiğim bu hastane aklımda insanların ona söylediği isimle yerini aldı. bu arada körfez'deki hastanenin vizyonumuz kısmında; "marmara bölgesinin en büyük ve en kaliteli hastanesi olmak" diye bir şey vardı bir ara. ulen siz önce sopalı ile rakip olun diyip anlamsız bir taş atmak istedi canım tam şu anda ehehe...kocaeli'deki en anlamlı hastane sopalı bence. doğum raporum o hastanede yazıldı, bakarsın ölüm raporum da o hastanede yazılır. hayat ne getirir hiç bilemiyorum...
bu da aklımdaki başka bir konuydu işte...
Yorumlar
Yorum Gönder